İdare hukuku tazminat davaları, idarenin işlem, eylem ya da ihmalleri sonucunda kişilerin uğradığı zararların giderilmesini amaçlayan ve idarenin hukuki sorumluluğunu konu alan dava türleridir. Bu davalar, idari yargıda tam yargı davası olarak adlandırılır ve temel dayanağını hukuk devleti ilkesi oluşturur. Zira idare, kamu gücünü kullanırken bireylere zarar vermesi hâlinde bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
İdarenin tazminat sorumluluğu kural olarak hizmet kusuruna dayanır. Hizmet kusuru; kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi şeklinde ortaya çıkar. Örneğin, yol bakımının yapılmaması nedeniyle meydana gelen trafik kazaları, kamu hastanelerinde gerçekleşen tıbbi hatalar veya kamu görevlilerinin hatalı uygulamaları bu kapsama girer. Bunun yanında, idarenin kusuru bulunmasa dahi bazı durumlarda kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince tazminat yükümlülüğü doğabilir. Risk ilkesi ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi bu kapsamda değerlendirilir. Özellikle tehlikeli faaliyetlerden veya kamu yararı amacıyla yapılan işlemlerden doğan zararlar bu tür sorumluluğa örnek teşkil eder.
İdare hukuku tazminat davalarında maddi ve manevi zararlar talep edilebilir. Maddi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelikken; manevi tazminat, kişinin uğradığı elem, üzüntü ve kişilik haklarına yönelik ihlallerin telafisini amaçlar. Tazminat miktarının belirlenmesinde zararın ağırlığı, olayın meydana geliş biçimi ve illiyet bağı büyük önem taşır.
Bu davalarda görevli ve yetkili mahkeme idare mahkemeleridir. Dava açmadan önce idareye başvuru zorunluluğu bulunmakta olup, idarenin talebi reddetmesi veya süresi içinde cevap vermemesi hâlinde dava açılabilir. Dava açma süreleri hak düşürücü nitelikte olduğundan, sürecin dikkatle takip edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple idare hukuku tazminat davalarında uzman bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
AVUKAT HABİBE UZUN